13 Eylül 2020, 13:43 tarihinde eklendi

Cemal Süreya'nın eşi Zuhal Tekkanat'ın Son Röportajı

Cemal Süreya'nın eşi Zuhal Tekkanat'ın Son Röportajı
Geçtiğimiz ay, Cemal Süreya’nın hayatıyla ilgili kardeşi tarafından “size nefesimi bırakıyorum” isimli bir kitap yayımlandı. Eşi olarak size karşı pek çok olumsuz anlamda eleştirel bir tutum takınıldığı, gözlemleniyor okunduğunda. Neler söylemek istersiniz ?
 
Avukatım yayınevine talimat verdi. Bana ait ne varsa o kitaptan çıkarılması yönünde. Aksi takdirde mahkemeye de vereceğiz. Ihtarname çekildi,avukatım yayınevi ile görüştü. Bana “merak etmeyiniz gereği yapılmadığı takdirde mahkemeye vereceğiz,tazminat yoluna kadar da gidilecek” dedi. 
 
Perihan Bakır kitabın kaleme alınma amacı ile ilgili “bugüne kadar cemal süreya hakkında yalan yanlış bilinenleri düzeltmek ve abisinin vasiyetini yerine getirme” görevini gerçekleştirmek olarak ifade etti. Siz eşi olarak Cemal Süreya’nın böyle bir vasiyeti olduğunu biliyor muydunuz ? 
 
Yalan,tamamen yalan bu vasiyet yerine getirme mevzusu. Bir duygu sömürüsü niteliğinde. Cemal Süreya böyle birşey söylememiştir,yazmamıştır da vasiyeti ile ilgili. Neden ? Çünkü Cemal Süreya bana onüç günün mektuplarını yazmıştır. Bunu yazan,bir de orada vasiyet eden Cemal Süreya der ki “zuhal ben ölürsem sen,sen ölürsen ben bu kitabı yayımlayalım. Ikimiz de yoksak oğlumuz yapar bunu inşallah” böyle konuşan bir insan, bana bu vasiyeti vermiş olan insan, kız kardeşine ki edebiyat ile hiç içli dışlı biri olmadı hayatında,böyle bir talepte bulunur mu? Faşist çizgide,dedikodudan ibaret bir çalışma bu kitap. Okuyuculara da saygısızlık yapmakta. Yazık ki şimdi anlıyorum,ben düşman beslemişim evimde. Yeni evlendiğimiz zamanlarda evimize ziyarete geldi Perihan Hanım, bana “evlenme cüzdanınızı görmek istiyorum” dedi. Tabi dedim gittim getirdim. Cemal de o sıra mutfakta yemek hazırlıyor. Kendisi bu olayı değiştirip,”evlilik cüzdanını istedim,göstermedi diyor .” o kadar çok iftira var ki, hangi birini sayayım. Ben pişman oldum doğduğuma bu kitaptakileri okuyunca. Ama sonuna kadar mücadele edeceğim,hukuki boyutlarda ne gerekiyorsa yapaccağım.
 
Önümüzdek yıl şairin otuzuncu ölüm yıldönümü olması, sansasyon, polemik,gündeme bir şekilde Cemal Süreya ile gelme kaygısı taşındığını düşünüyor musunuz ?
 
Zannetmiyorum, tamamen bana karşı barındırdıkları kıskançlık, negatif duygular ile ilgili bunlar.  Bakın ben bu yaşımda cemal süreya kültür derneği işleri ile uğraşıyorum. Derneğin borcu,masrafları,üvercinka dergisi… özellikle dergiyi ülkenin mevcut güç ekonomik şartlarında ayakta tutmaya çalışıyoruz. Söze derneğin saymanı zuha hanım’ın danışmanı aydan ay giriyor “benim anladığım, ben Perihan hanımı çocukluğumdan beri tanırım. Kendisinin kafasında şöyle bir düşünce var. zuhal hanım,teliflerden gelen para ile refha zenginliklik içerisnde yaşıyor. Bu gözle bakıyorlar belli ki. Bir de dikkat ederseniz Perihan hanımın eşi vefat ettikten sonra yapıldı bu çalışma. Belli ki eşi de müsade etmedi sağlığında bu çalışmaya. Bir şekilde fırsat yarattılar kendilerine. Ahlaki,insani normlardan uzak edebi değer taşımayan,okuyanlara yanlış intibalar uyandıracak,cemal süreyanın hayatına, gölge düşürecek nitelikte bir çalışma yapılmış.  Maddi kazanç sağlama amacı güdüyor. Aydan ay sözlerine devam ediyor. “görüyorsunuz bu evi,oldukça mütevazi şartlarda zuhal hanım yaşıyor. Aldığı telif ücretini derneğe,dergiye, yardıma ihtiyacı olan kişilere, sokak hayvanlarına harcıyor. 
Dernekten de sadece 500 tl geliyor kendine.
 İçsel hanım da ayrıldığı için babasının maaşını alıyor o kadar.
 
Cemal Süreya’nın Kedilere karşı alerjisi olduğunu buna rağmen evde bir çok kedi beslediğiniz, Cemal Süreya’nın bu konuya çok içerlediği yazmakta?
 
 Taşınırken evde iki tane kedimiz vardı onu getirdik. Cemal Süreya’yı zorlayarak onun evine taşınmadık. O evin kirasını ödediği ev sahibini ‘’bundan böyle eski eşimle oğlum gelecek buraya birlikte yaşayacağız’’ demiş Muhtarlığa gidip kaydımızı yaptı. İstemeyen birisi böyle bir şey yapar mı?Komik iftiralar. 
 
Aydan Ay : Zuhal hanım ile Cemal Süreya evlendiklerinde, Zuhal hanımın babası kucağında bir kedi ile geliyor armağan olarak. O kedi Cemal Süreya, Ülkü Tamer tatile gidip döndüklerinde kayboluyor. Cemal Süreya Kadıköy’de bulundukları semtte sokağın altını üstüne getiriyor, üzülüyor kedi kayboldu diye. Kedi sevmiyor diye bir şey söz konusu değil.
 
Zuhal Tekkanat: Bir anektod daha anlatayım, biz ayrıldıktan sonra tekrar barışma durumu oldu, o esnada oldu bu olay. ‘’Memo daha küçük, kedi tüyünden etkilenebilir ne olur ne olmaz kediyi bıraksak mı?’’ dedi. Ben ağlaya ağlaya hayvanat bahçesine bırkatım çok üzüldüm. Ama şanslıymış Ajda Pekkan sahiplemiş kediyi, yavrulamış hatta, çok mutlu oldum bunu duyunca.
 
* Pazarlık konusuna gelmek isteriz, kitapta Cemal Süreya’ya ait bir mezar olmamasından dolayı duydukları üzüntüyü ifade ediyorlar, bu anlamda Ayçe’nin de bu durum kayıtsız kaldığını söylüyorlar. Eminim siz de eşi olarak bu duruma üzülüyorsunuzdur. Bir anıt mezar ya da kendine ait bir mezarı olabilecek mi ileride? Kimin nasıl bir girişimde olması gerekiyor. Sizin bir çabanız oldu mu bu konuda?
 
Zuhal Tekkanat: Evet oldu, dernek adına da Perihan hanımla da Ayçe ile de görüştük; ikisi de muhalifler ben karışmam dedi Perihan hanım, sonradan duyduk ki başka birileri ile anlaşma yapmışlar.
 
Aydan Ay: Bir gazeteci hanımla söyleşi yapmışlar, gazeteci kültür turizm bakanlığına bu durumu söyleyeyim bir anıt mezar yapılsın demiş. Perihan hanım da çok iyi olur ama dernek ve Zuhal hanım bu işin dışında kalsın demiş.  Hatta mezarlığa bile sokmayın onları denmiş.
 
* Geçtiğimiz ay Perihan hanım verdiği röportajda da umariz bir anıt mezarı olur Cemal Süreya’nın dayım buna layık ama bu projede derneğin ve Zuhal hanımın bir katkısı olmasın lütfen dayımın kemikleri sızlar beyanatında bulunuyor.
 
Zuhal Tekkanat: Salt kıskançlık, yazıklar olsun ne diyeyim? 
 
* Kitabın ön sözünü Necati Güngör yazmış, kendisi ile dostluğunuz olduğunu biliyoruz bununla ilgili düşünceniz nedir bu sizi üzdü mü?
 
Aydan Ay: Hiç beklemiyordum, ben küçükken Perihan hanımlara yakın oturuyorduk. Cemal Süreya kız kardeşine uğradığı zaman bize de gelirdi, babamla iyi dosttular. Perihan hanım da aynı dönemde annemle iyi arkadaştı. Birgün ben Paris’ten dönmüştüm annem ‘’Perihan hanım iyi mi haber alıyor musun?’’ Diye sordu. Yaklaşık 10 yıl önceydi aradım ve buluşmak için ertesi güne randevulaştık. Buluşacağım vakit Necati Güngör beni aradı  Perihan hanımla görüşecğimi söyledim o da ‘’iyi ben de geleyim o zaman’’ dedi. Ve o gün ben tanıştırdım Perihan hanımla Necati Güngör’ü. Sohbet esnasında Perihan hanım anılarımı yazmak istiyorum çocukluğumla ilgili olacak ama gözlerimden rahatsızım dedi. Dilerseniz size yardımcı olurum dedim Perihan hanıma. Bakarız dedi. Necati Güngör de araya girip ben de yardımcı olabilirim dedi. Perihan hanım ‘’ şuan düşünmüyorum, sağlık sorunlarım var, eşim Hasan da kötü onunla uğraşıyorum’’ dedi. 
 Necati Güngör o gün benim vesilem ile tanışmıştı, daha önce tanıştıklarını sanmıyorum. 
 
Zuhal Tekkanat: Aslında kız kardeşi kaleme almış inanılır değil mi doğrulupuna kız kardeşi der insan. Biz o kadar aile sahibi olmuşuz işin acıklı tarafı ben çocuğuma bile bakamıyor muşum. Cemal’den ayrıldıktan sonra bir sürü ilişkim olmuş hesapta Allah onları bildiği gibi yapsın. Çok çirkin ithamlara maruz kaldım. Ayçe ile konuştum Ayçe dedi ki; ‘’ Annemi onlar ayırdı, o kadar kıskançtır ki halam ayrılmalarının en büyük sebebi Perihan hanımdır.’’ İnsanlarda yanlış algıya mahal verilmesin. Bunları söylemekten dolayı utanç duyuyorum, üzülüyorum. Cemal Süreya derneğini fuarlarda kitap bağışının telif ücretlerini bu masraflara ayırıyorum, hayvanlara, insanlara yardımda bulunuyorum. Mama ve sağlık yardımı yapıyorum, bayramlarda yoksul semtlere yardıma gidiliyor edebiyatla ilgilenen yardıma muhtaç şair ve yazarlara yardımda bulunuyorum. 
 
* Cemal Süreya’nın vefaatının Memo’ya yüklendiğini görüyoruz kitapta. Babasına şiddet uyguladığından bahsediliyor?
 
Zuhal Tekkanat: Bizi mahkemeye verdiler, burada sorumlu kişiler Memo, Birsen, ben. 
Adli tıp ve numune hastanesi raporu ile aklandık. Üç illetten vefaat ettiği kanıtlandı. Şeker koması, akciğer ödemi, kalp yetmezliği. Hala buna rağmen lekelemek peşinde insanlar, söyleyecek söz bulamıyorum. 
 
* Onüç günün mektuplarının yazılış süreci, sizin SSK Okmeydanı Hastanesinde tedavi olduğunuz günlerde yazıldı. Kitapta kız kardeşiniz Cemal Süreya ve ailesine kanser olduğunuzu söylediğinizi belirtiyorlar.
 
Zuhal Tekkanat: Kesinlikle hayır, Doktora zaten birlikte gittik Cemal ile. Kanser olmadığımı zaten Cemal de biliyordu. Omurilikten ameliyatım söz konusuydu. En büyük operasyonu Ankara da geçirdim. Felç kalma ihtimalimden dolayı bu Ameliyatı İstanbul’da olmadım. Hastanede olduğum süre boyunca mektuplar yazdı Cemal; diyeceğim o ki günümüzde kalmadı iyi insanlar, herkes kıskançlık ve birbirinin arkasından konuşma peşinde. 
 Oturduğum evi kızımın yardımlarıyla aldım. 22 senedir oturuyorum. Edebiyatla iyi şeylerle uğraşıyorum. Bende para olmasın, bir kase çorba ile karnım doyuyor bu yeter bana. Babamın bir lafı vardır ‘’ Para tren, ben istasyon paldır küldür geliyor gidiyor.’’ 
Perihan hanımı asla affetmeyeceğim sonuna kadar bütün mücadelemi vereceğim. 
 
 
Röportaj: Nesrin Karyaldız-Ali Kandaz
Tüm hakları sitemizde saklıdır.


 

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *