03 Ekim 2020, 18:33 tarihinde eklendi

Gizem Çalışan

Gizem Çalışan
Andrea Bocelli; Umut İçin Müzik
 
Hayatın durma noktasına geldiği bir günde, İtalya’da unutulmaz bir deneyim…
Tüm dünyada kutlanan Hristiyan dini bayramı Paskalya sebebiyle 12 Nisan Pazar öğleden sonrasında, İtalya’nın tarihi Duomo di Milano Katedrali muhteşem bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.
Gün batımına tepeden bakarken önce gökyüzündeki kuş seslerini işittik. Bomboş sokakların, caddelerin ve şehrin çaresiz sessizliğini dinledik sonra. Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını nedeniyle hayatlarımızın durma noktasına geldiği o akşamda, dünyanın en iyi tenorlerinden biri olarak gösterilen Andrea Bocelli’nin büyüleyici sesi eşliğinde İtalya’ya konuk olduk. Bir yandan sanatın en çaresiz olduğu anının bir parçası olduk, diğer yandan milyonlarca insanı aynı anda, aynı noktada birleştiren gücüne ve kalplerimize doğru usul usul sızan umut zerreciklerine… Bocelli’nin tüm dünya için "bir dua" olarak nitelendiği konserinin adı bu sebepten ‘Umut İçin Müzik’ti.
 
'‘Zafer kazanılan bir yaşama güvendiğimiz gün, Milano şehrine ve Duomo’ya davet edildiğim için gururlu ve mutluyum. Duanın gücüne inanıyorum. Paskalya’nın evrensel bir doğuş sembolü olduğuna inanıyorum. İster inanın ister inanmayın ama şu an buna hepimizin gerçekten ihtiyacı var.  Milyonlarca alkışlarınız için çok teşekkür ediyorum. Hepimizin yaralı kalbine iyi gelen uluslararası İtalyan arenası bizi kucakladı. Cesur ve cömert olan Rönesans döneminin Milan ve İtalya’sının yeniden eski gücüne döneceği umudunu taşıyoruz. Bu muhteşem görsel Paskalya kutlamasının yeniden doğum büyüsüne tanık olacağız.’’
 
Milano Belediye Başkanı ve Veneranda Fabbrica del Duomo'nun davetiyle düzenlenen konser, Sugar ve Universal Music ortak yapımı ve Bocelli’nin ücretsiz katılımı ile Türkiye saatiyle 20.00’de gerçekleştirilerek, Bocelli’nin YouTube kanalından canlı olarak yayınlandı.
12 yaşında görme yeteneğini kaybeden, Celine Dion’un ‘Eğer Tanrı şarkı söylüyor olsaydı, kesinlikle Andrea Bocelli gibi söylerdi.’ dediği 61 yaşındaki efsane tenor, inşası yaklaşık 600 yıl süren, gotik mimari sanatının önemli eserlerinden Duomo di Milano Katedrali’nde, sosyal mesafe sebebiyle konserini dinleyicisiz gerçekleştirdi. O muhteşem gün batımına doğru yalnızca büyüleyici sesinin ve yankısının duyulduğu bomboş meydan ve katedralde, ona piyanist Emanuele Vianelli eşlik etti.
 
Kalbiyle gören gözler
 
Yaklaşık yarım saat süren performans, katedralin estetiğine ve müziğin büyüsüne kapıldığımız bir açılışla başladı. Bocelli’nin önceden açıklandığı gibi Paskalya sebebi ile Bach’tan Ave Maria ve Sancta Maria, Rossini’den Domine Deus, Schubert’ten Ellens dritter Gesang gibi dini eserlerin seslendirildiği konseri milyonlar gözyaşları ile izledi. Bocelli o öğleden sonra, insanlık için belki de hiç olmadığı kadar umutla dua eden sesi ile büyülüyordu bizleri. Salgın sebebiyle 20 bine yakın ölümün yaşandığı İtalya’da, şehrin ıssız sokaklarında ve katedralin büyüleyici fakat boş sıralarında yankılanan sesi, kimsesiz bir sanatın yalnızlığını hissettirdi.
 
Performansının ikinci yarısında katedralin dışında gökyüzüne, John Newton’un ünlü Amazing Grace ilahisi ile İngilizce seslendi adeta dünyaya. Paris, Londra ve New York sokaklarının çaresiz ve ıssız hallerine de tanıklık ettik. 8 milyondan fazla insanın yaşadığı, salgın sebebi ile 11 bine varan insanın hayatını kaybettiği New York’a, bu dev şehrin dev kulelerine ve sokaklarına kuşbakışı baktık. Bir Hollywood korku filminin sahnesini andıran şehrin bu cansızlığını, reklam panolarının renkli ışıkları dahi gizleyemiyordu. Dev markalar ve outdoor reklamları dahi her şey, insanın dahil olmadığı bir yaşamda anlamını bu denli ölçüde kaybediyordu.
 
4 milyon ortak duygu
Dünya üzerinde ortalama 4 milyon kişinin canlı izleyerek, aynı benzersiz deneyime ortak olduğu konser, henüz dört saat sonra, saatler gece yarısını gösterdiğinde, 14 milyon izleyici sayısına ulaştı. İnsanoğlunun tarihi boyunca ilk defa aynı görünmez tehdide karşı mücadele ettiği bir dönemde, bulunduğumuz ev, cadde, şehir ve hatta ülke fark etmeksizin hepimiz aynı gemideydik. Tek madur bizmişiz gibi hissetmeye başlamışken, bu acı serüvende yalnız olmadığımızı gördük. Kendi penceremizden bakınca küçük görülen bu tehdit, aslında ne kadar büyüktü ve bir o kadar korkutucu… Sanat bir kez daha tüm insanlığı korku, çaresizlik ve umutsuzluk gibi güçlü duygulara karşı birleştirdi. Dininin, dilinin, nerede doğduğunun veya nerede yaşadığının bir önemi yoktu. Kimi masmavi gökyüzüne ve bulutlara, kimiyse parlayan yıldızlara bakıyordu o esnada. Fakat herkes bir kez daha müzik aracılığıyla sevgiyi ve umudu gördü.
 
“Hayat, fırtınanın geçmesini beklemekle ilgili değil yağmurda dans etmeyi öğrenmekle ilgilidir.” demiş bilge biri. Ben de bu vahim süreç yaşanırken evlerimizde kalmak haricinde elimizden bir şey gelmeyeceğini asla unutmamızı, korkularımızı kabullenmek yerine onları seçmemizi ve toplum olarak kendi bireysel uyanış ve farkındalığımıza odaklanmamızı umut ediyorum…
 
Sanat ancak icra edilebildiği ve birilerine ulaştığı takdirde daha anlamlı hale gelir. Bir an evvel sanat dolu günlerimize ve birbirimize kavuşmak dileğiyle

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *