04 Kasım 2020, 21:23 tarihinde eklendi

EDEBİYAT VE ÇİZGİ ROMAN

EDEBİYAT VE ÇİZGİ ROMAN

Hayal hanlarından birine buyurun…

Wilhelmina “Mina” Murray, Allan Quatermain, Kaptan Nemo, Dr.Henry Jekyll/Bay Hyde, Hawley Griffin, Professor Moriarty, Sherlock Holmes, Dr. Moreau ve hatta belki de çok daha fazlası… 

Kimimiz çocuk yaşta, kimimiz büyümeyi reddeden yaşlı çocuklar olarak hayatımızın bir döneminde bu kahramanların ayrı ayrı yer aldıkları hikâye ve romanlarla karşılaştık. Hatta bazılarımız filmlerden tanıdı onları. Açıkçası  bir araya getirildiklerinde aralarında ne türden bir sohbetin başlayacağı, hatta sohbeti kimin başlatacağı hayal dünyamızda gezinen sorulardan biri hâline gelmiş bile olabilir. Anlaşılan birileri yıllar önce bu soruyu renkli çizimlerin toplandığı sayfalarla cevaplamaya çalışmış.

Birkaç ay önce Ankara’daki günlük yürüyüşüm esnasında Arkabahçe Çizgi Roman dükkânına uğradım. Görsel şöleni hakkıyla sergileyen rafların birinde karşılaştığım Olağanüstü Beyefendiler Cemiyeti adlı çizgi roman serisinin ilk cildini gördüğümde o tuhaf nostaljik hissin tesiri altına girdim. İtiraf etmem gerekirse çizgi roman okumaya yaklaşık yirmi sene ara vermiştim. Ne var ki, karşılaştığım çalışma çizgi romanlara dair unutmak üzere olduğum o keyifli okuma hissini tekrar uyandırdı. Birbirlerine bazen uyumlu, kimi zaman tamamen aykırı düşen edebi karakterlerin bir arada bulunduğu bir kapak tasarımı aslında çok şey anlatıyordu. Bu görsellik aynı zamanda, içerikte o karakterlere ne gibi katkılarda bulunulduğu ve onlardan neler götürüldüğüne dair çelişkili hisler yaşamama da neden oldu.

 

Kurgu hakkında ayrıntılı bilgi paylaşımında bulunamayacağım. Çünkü henüz kabaca göz gezdirdim ve birkaç sayı daha ilerleyince okumaya yönelmek istiyorum. Ancak çizgi romanlar söz konusu olduğunda öncelikle konuya farklı bir bahçenin penceresinden bakılması gerektiğini düşündüm.

Tıpkı edebiyata özgü kurgulardaki gibi çizgi romanlar da insanın dünyevi yolculuğunda ziyaret ettiği sayısız hayal hanlarından biri. Doğal olarak ben de ilk olarak hancıyla konuştum…

Yerli ve yabancı serilerin bulunduğu dükkânın sahibi Berkay Erdoğan uzun yıllardan beri okuduğu tür/türlerden yola çıkarak oldukça ilgi çekici bir tespitte bulundu. 

Çizgi romanlara yönelik dinmeyen tutkusu ve sayısız seri hakkındaki bilgi birikimiyle bu nezih kültürü “Görsel sanatların satırlarla birleştiği/buluştuğu bambaşka bir diyar…” olarak tanımladı. Sohbetimiz esnasında çıkarımını destekleyen başka bir cümlesi de çizgi romanların tekillikten muaf çalışmalar olduklarını, yazar ve çizerin birlikte gerçekleştirdikleri olağanüstü bir takım oyunu olduğuna yönelikti. Çizgi romanların,  okumayı seven herhangi bir insanın hayalgücüne bulunacağı katkılardan bahsetti. Kalemlerin çizdiği farklı gerçeklikler, gölgelendirmelerle okuru içerisine çeken gizemler, hayal gücünü gerçekçi kılma çabasındaki renkler. Ve elbette balonlamaların içerisine yerleştirilen kısa ve uzun cümlelerin görsel sanatlar üzerinde tamamlayıcı bir etkiye sahip olduğunu özellikle vurguladı. 

Elbette tür ve içerik ilgisi tıpkı edebiyatta olduğu gibi çizgi roman yelpazesinde de göreceliğini muhafaza ediyor. Özellikle son yıllarda ortaya konulan çalışmalar düşünüldüğünde edebi eserlerin çizgi roman uyarlamaları yalnızca ilgimi çeken başlık ve kahramanlarla sınırlı değil. Gönüllerimizde taht kurmuş, bize yaşadığımızı hissettiren yerli ve yabancı eserlerin çizgi roman uyarlamaları okurların beğenisine sunulmaya günden güne devam ediyor.  

Örnekleri biraz açmak gerekirse;

Puslu Kıtalar Atlası

Savaş ve Barış

Satranç

Yaşlı Adam ve Deniz

Hamlet

Othello

Sherlock Holmes

Dracula

Açıkçası hangi eserlerin uyarlamalarının yapıldığına dair net bir bilgiye vâkıf değilim. Anlaşılan nice eserlerin çizgi roman uyarlamalarıyla raflarda karşılaşabilirsiniz.

Şimdi kısaca kaldığımız yerden devam edelim…

Yukarıda saydığım 19.yy’a özgü karakterlerin aynı çizgi romanda yollarının kesişmesi elbette kurgunun tabiatı gereği gelenekselliğin dışına çıkacak gibi görünüyor (Belirttiğim gibi henüz sadece göz gezdirdim). Olağanüstü Beyefendiler Cemiyeti bir edebiyat uyarlamasından ziyade edebi karakterlerin bir araya gelerek oluşturdukları alternatif bir maceraya yönelik bir çalışma.

İçeriğin atmosferine gelecek olursak; daha ziyade yetişkinlere yönelik bir çizgi roman olduğunu belirtmek isterim. Arka planın görsel betimlemelerinde ise abartılı bir sanayileşme devasa mimarilere ayak uydurmaya çalışıyor. Balonlamalarda eski usül sohbetlerin şiirsel izlerine rastlıyoruz. Ancak yeri geldiğinde, kullanılan ağdalı dilin eski moda yaftasının altında ezilmesiyle de karşılaşıyoruz. Düşmanlar arasında sürdürülen medeni sohbetler, iğneleyici üsluplar bir anda akıl almaz kanlı mücadeleler ve insanın vahşi suretiyle yer değiştiriyor. Karanlık sırlar, acımasız planlar, ölümcül komplolar ve hatta dünya dışı varlıklarla dolu sayfalarla karşılaşıyoruz. Hikâye nerede son bulur bilmiyorum. Henüz serinin iki cildi yayımlandı.

Olağanüstü Beyefendiler Cemiyeti (The League of Extraordinary Centilmen) başlığına ilk defa 2003 yapımı filminde aşina oldum. Orada elbette yukarıda saydığım isimlerin (karakterlerin) tamamı yoktu. Allan Quatermain’i İskoç aktör Sean Connery canlandırıyordu. Ayrıca henüz çizgi romanda karşımıza çıkıp çıkmayacağını bilmediğim Dorian Gray ve Tom Sawyer da filmde canlandırılan karakterlerden bazılarıydı.

Elbette çizgi romanlar ve edebi eserlere yönelik uyarlamalarıyla ilgili beğeniler değişkenlik gösteriyor. Serinin yazarı 66 yaşındaki Alan Moore’un aynı zamanda çizgi roman severlerin aşina olduğu başka yapıtları var. “Batman: The Killing Joke” , “V for Vendetta” , “Watchmen”.

Keyifli günler…

 

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *